SOBELEDİM İŞTE.... :):)

12 Mayıs 2008 Pazartesi


HADİ BAKİİM HEPİNİZİ SOBELEDİM....MAL BEYANLARINIZI İSTİYORUM ...


:):):):)


ÜMİTCİM

EDA SUNER ( gitmiş mi ) :(:(:(

PINARIM

MEVUM

ANNACIM

AYCİİM

ONURCUM ( Onurcum bu sobe için fotoğraf çeksen sen ne güzel olur dimi ):):)

ANGEL

SİBELİM

ŞEVLALİM

HÜLYACIM

ÇİLEK REÇELİM

EGE MAVİM

TATLI CADIM ASLI

FİGENİM

RECEPHİLMİ ( sobe'nin kelime anlamı,mal beyanı ne demek _? ) :):)

STİCKMAN

OTOPSİRAPORU( volkanım ya mal beyanı karikatür haline gelirmi ki?) :):)

:):):):)

Can Yücel mal bayanında bulunmuş ,bakın nasılda güzel güzel yazmış,çok özendim yine ben bizim neyimiz eksik dimi,Şevlalim bitanem de bunu mim haline getirmiş mimleyivermiş beni..bende yazdım işte,daha çok şeyim var elbet benim,yazsam yazsam bitmez...

Can Yücel`in MAL BEYANI ;

1-Avsa adasinda üç daire, dört üçgen, bes dikdörtgen

2-Gökyüzünde bi bulut

3-Bitlis'te beş minare

4-Biri yazlık, biri kışlık iki platonik sevgili

5-Büro mobilyası ve çelik kapı üreten bir fabrikanın öğle üzeri yaslanıp sigara içilen beyaz duvarı
6-Islıkla da çalınabilen dört anonim türkü

7-Palandökende bir palan, iki döken

8-Kastamonu'da üç kasto


hadi sizde yazın çabucak,şu kısacık hayatta neyiniz var ne yoksa... :)


Nurum'un mal beyanı;


*Masamın üzerinde duran melek kağıt tutacağım

*Monami pilot kalemim :)

*Şımarık deli bir ruh

*Yüzümden hiç kaybolmayan kocaman bir gülümseme

*Bulduğu her duygusal koşulda ağlamayı becerebilen bir çift göz

*Hep iyi şeyler düşünmeyi becerebilmiş bir beyin

*Hiç bir zaman vazgeçemeyeceğim spor ayakkabılarım,kot ve t-shirt

*Yaz mevsiminin 3 muhteşem ayı

*Havada güneş ,dağlarda yeşil ,bahçedeki güllerim

*Oyy birde küçük paticik,paşa,köpeğim var

*Kitaplığımdaki bütün kitaplarım,özellikle de 9...

*Yemek sonrası etrafında turladığım kocaman bir şirket

*Canlarım benim diyerek, çocuklar gibi sevdiğim,satmaya kıyamadığım arabalarım

*Odamda yer kalmadı diye bavullara tıkdığım oyuncaklarım

*Sonsuza kadar sürsün istediğim,doyamayacağım sohbetler

*Lise anılarım, çok çok sevdiğim lise arkadaşlarım…

*10 yıllık bir emek

*Muhteşem tatlı arkadaşlar edinmeme vesile olan son zamanlardaki en büyük mutluluk kaynağım blogum.

*En başta kendisini çok seven bir hatun

*Odamdaki büyük aynam bir de kumbaram

*Fazla iyi niyetli tam bir hayvan delisi bir varlık,özellikle köpişler

*Ha birde lapişim… :)

* Ve ne olursa olsun bazen üzsem de beni üzseler de …en değerli varlığım ailem

*İçimdeki sonsuz aşk duygusu ve ömrü boyunca sevmeye doyamıycak bir yürek

*Sonsuz güvenle ayak bastığım korkmadan yürüdüğüm şehrimin sokakları

*Olduğu gibi görünmüş,olmadığı her şeyi kendinden sıyırmış bir ben

*70 yaşına da gelsem asla hayır demiğeceğim lunapark sevinçlerim ...

*Kocaman herkese yetecek kadar büyük bir kalp

*28 yıla sığmış binlerce güzel anı

... :)

çok uzun olmuş sanırım yahu... :):) olsuun... :)


Bu benim 100. yazım.

Garipsiyorum,şaşkınım bile denebilir.Daha dün başlamıştım ben oysa.Çömez demiştik bana.
O zamanlar bir heyecan var içim de Ümit’i sıkıştırıyorum durmadan, bir an önce yapalım diyorum hemen başlamam gerek.Heyecanım bitmeden,hevesim kaybolmadan.
Ve başlıyorum yazmaya,yazıyorum yazıyorum,sıkılıyorum arada bir,vazgeçiyorum sonra,şaşırıyorum,ne yazacağımı bilemiyorum,oysa çok geç olmadan anlıyorum ki ben paylaşmak istiyorum sadace,içimde ne varsa iyi,kötü,acı,tatlı,heyecanlarımı,umutlarımı,hayallerimi,ne yaşıyorsam anlatmaya çalışıyorum.Seviyorum yazmayı,yazdıkça mutlu oluyorum.Yeni bloglar keşfediyorum,onlar beni buluyor,sonra yine anlıyorum ki bulmaktan keşfetmekten öte bir şeyler oluyor dostlarım oluyor hepsi,arkadaşlarım,bu yoldaki yoldaşlarım.


İyiki varsın…
Bu cümleyi seviyorum,hak etmeden söyleyenlere de çok kızıyorum,içinizden gelmiyorsa,gerçek değilse,sevdiğinizi söylemeyin kimseye,iyi ki varsın demeyin.


Şimdi başlıyorum ben.

İyi ki varsın ÜMİTCİM
İyi ki varsın EDACIIM
İyi ki varsın PINARIM
İyi ki varsın MEVUM
İyi ki varsın ANNACIM
İyi ki varsın AYCİİM
İyi ki varsın ONURCUM
İyi ki varsın ASLIM
İyi ki varsın SİBELİM
İyi ki varsın ŞEVLALİM
İyi ki varsın HÜLYACIM
İyi ki varsın SERPİLCİM
İyi ki varsın ÇİLEK REÇELİM
İyi ki vasın EGE MAVİM
İyi ki varsınTATLI CADIM ASLI
İyi ki varsın FİGENİM
İyi ki varsın RECEPHİLMİ
İyi ki varsın STİCKMAN
İyi ki varsın Otopsi VOLKANCIM

Ve takip ettiğim,sık sık ziyaret ettiğim,yazılarını zevkle severek okuduğum bütün blog yazarı arakadaşlarıma,blogumu her hangi bir zaman dilimin de, internette gezerken ,tesadüfen yada başka bir blog aracılığı ile ziyaret etmiş,sadece bir kez bile olsa her hangi bir yazımı zamanını ayırıp okumuş olan bütün arkadaşlarıma dostlarıma teşekkürler.

yıllarca hiç bıkmadan yazabilelim,


hep birlikte olabilmek dileğiyle....

İzmirli oluverem.... :)

06 Mayıs 2008 Salı

Bu isim didikleme işi tamam değil mi,yeter artık,didiklenecek isim kalmadı,eş dost,konu komşu,amca dayı,sevgili,mevgili,pilotonik,plotkronik(bu ne demekse) ne var ne yoook bütün isimleri didikledik yahu...eğlendim ben vallahi,hoşuma da gitti.Seviyorum ben böyle sayfaları napiim :)

Geçtiğimiz hafta değil bir önceki hafta ufak bir toplantı için İzmir deydim bildiğiniz üzere, gerçi çok fazla bahsedememiştim ama olsun, en yakından Sibel’im biliyordu,hatta onunla da görüşmeyi çok istemiştim,ama nasip olmadı bir türlü,çok üzüldüm ben :( ama mutlaka gideceğim tekrar,İzmirli bütün arkadaşlarımı,sevdiklerimi de göreceğim,ben İzmir’i çok çok severim,ne anılarım var oralarda,ne hikayeler bir bilseniz,bir konak bilir bir de ben :)

Cuma gece orada olabildik,çok geç saat olunca birde yorgunluk tabi,hemen yatıp uyuduk.Ertesi günde erkenden uyanılıp,kahvaltı arkasından hemen İzmir Egemer ve İzmir Has olmak üzere iki bayi mizi ziyarete gittik,otelimiz İzmir’in en güzel yerlerinden birin de Alsancak daydı,Otel Mövenpick,bildiğimiz kadarıyla 1,5 ay olmuş yapılalı,otelin ilk büyük gurubu da bizdik sanırım,ama İzmir içinde pek fazla vakit geçiremedik (hatta hiç geçiremedik).Bayi ziyaretlerinden sonra hemen otobüslerimize (onlarda Mercedes :) bindik,doğruuu Urlaaa...

Ben Urlayı merak ederdim hep, malum şu Kavak Yelleri dizisinin de etkisi yok değil, o kadar çok adı geçti ki,görmemek,gezmemek olmazdı diyordum ki tam,o da ne,çıkardılar bizi dağın tepesine,Paintboll oynayacakmışız :( burda bir üzüldüm ben,ben Urlayı gezecektim yaaa...

Neyse Allahtan paintboll oynamayı da severim dedim,ama yine olmadı,çok çok sevdiğim arkadaşım Hale rahatsızdı o gün,keyfi yoktu pek,o oynayamayacak diye,ben kendimi feda ettim,onu oralarda yalnız bırakmadım.Biz etrafı dolaştık,köpişleri sevdik,oynayanlarla dalga geçtik,fotoğraf çektik,guruplara destek değil köstek olduk :) bu kısmı çok zevkliydi :):)
Hava çok rüzgarlıydı, güneş aradık,bulduğumuz yere çöktük,çekirdek (çiğdem,egecim düzelttim bak) çitledik,çay içtik,anlayacağınız bol bol keyif yaptık biz,oynayanlar da çok yoruldular,3 etaplık bir oyundu,çok terlediler çok.

Bu resimler de ne demeyin sakın,ben burda uyudum gecee... :) bayılıyorum otel odalarına,çok seyehat eden birisi olunca insan,bir süre sonra otel odaları merak konusu olmaya başlıyor.

Fotoğraflarını çekerim kaldığım odaların (çok beğendiklerimin ama),birde karakalem çalışmayı sevdiğim için,daha sonra çizmek de bana ayrıca bir zevk veriyor,dekorasyon da ayrıca bir merakım zaten...daha ne olsun değil mi.. :)

Efendiim bu gördüğünüz Siyah İnci deee benim çok sevdiğim,biricik Yeni Sprinter aracımız.Pek şirin değil mi.Nadir bir araç efendim bu gördüğünüz Siyahını öğle heryerde göremessiniz ona göree.. :) Genelde beyaz olanları mevcut.


Murat Gebeceli benim değimimle Superman :) çok sevdiğim arkadaşım,elimiz ayağımız,gülen yüzlü adam,artık aramızda değil.Bizimle çalışmayacak artık,gitti o :( çok özliycem ama been onuu... :( Beraber son toplantımız... Şeyda aç gözlerini tamam geldik.... :)


Eveet geldik Urla da bir tepeye,işte Outdoor Sporları Organizasyonu yapan Titus - Feronia,işte bayrak( en güzel kısmı bayrağımız ) ,burada ter döktü arkadaşlarımız.

Boş kaldıkçada langırt oynadık,süperdi,yediler birbrilerini deliler.... :) hahaha kafiye de oldu... :)

Bu arladaşlar nereye bakıyorlar dı anlamadım ama ben... :) kızlar orda ölmüş bitmiş,destek bekliyorlar,ohoooo gurup uçmuş çoktan... :) alooo arkadaşlar butarafa bakıcaksınız butarafa...amaan zaten kaybettiler.... :)

Oyun 3 etap demiştim ya hani,bu siyam ikizleri,bakın ne kadarda mutlular :) bir damacanaya su doldurmaya çalışıyorlar,ellerinde su dolu kaplar, sırtları birbirlerine dönük şekilde bağlılar, şekil A1 de görüldüğü üzere.Adım adım,yavaş yavaş,1,2,3 hadi birlikte,oluum yavaş yürü,düşücem... :):):)

Buda Tanga,ayy inşallah yanlış bilmiyorumdur ben bunun adını :) aman yanlış anlamayın,bildiğiniz tanga değil bu,bu yapboz gibi puzzle gibi bir şey zannımca,büyük parçaları var,size bütün bir şekil gösteriyorlar,örneğin asker ,siz eliniz deki parçalarla o bütünü oluşturmaya çalışıyorsunuz.Çok komikler ama bir kavga ediyorlar birbirleriyle görmeniz gerek,o parça oraya olmaz ,oğlum delimisin onun orda ne işi var,ya başa dönelim hadi boz boz hepsini.Adnan bey hep siz biliyorsunuz ama olmaz ki,ben müdürüm ya ben bilcem tabi.... :):)


Paintboll oynamak zor iş,savaş işte resmen,kamuflajları giy,silahını kuşan,boya kurşunlarımız da hazırsa tamamdır,düdük çalar,oyun başlar.Sper al,koru kendini :) Sürünemessen yandın,sperlere dikkat,olayı abartınca da işte yukarıda ki arkadaşım Murat gibi olursunuz vallahi :) elinizde buz torbası,şişmesin,morarmasın aman karizma gitti... :) yer değiştiricem diye speri görmemiş, kafa atmış...nasıl becermiş anlayamadık hala ama neyse.... :)

Biz arada bir de olsa sıkıldık,canları sıkılan Hale ve İlknur :)

Behçet beey, keyfe bakın.... :) İzmir Egemer Satış Müdürümüz.

Buda Cango,harika bir şey bu,öldüm bittim,peşinden ayrılmadıjm hiç,cango nereye ben oraya,sonundaona et şiş nasıl yenir öğrettik ama.... :)

İşte Finaal 3 gurup dan biri oyunu aldııı...patlasın şampanyalar... :) ayy masa da çok renkliymiş,canım çekti vallahi... :)

Bu tatlı şeyleri bir sevdim bir sevdim.... :) çokmu köpek delisiyim ne... :)


İşte akşam yemeği,İzmirin en güzel mekanlarından biri Derya Restoran,ee Ege ve İzmir olunca konu, hemen balık ve Ege Müzikleri geliyor akla,bu mekanda aynen öyleydi işte,balığın en lezzetlisi,müziğin en eğlencelisi bizimleydi gece de,çok yorulmuştu herkes acısı da çıktı doğrusu... :):):)



Pekii hani toplantı nerede değilmi,efendim o resmi bir türlü şuracığa atamıyorum,var bir aksilik ama anlayamadım,siz bu toplantıların vazgeçilmez parçalarıyla idare ediverin acık,bir yolunu bulup eklerim mutlaka,toplantı ertesi günün sabahındaydı,yani pazar günü,yani bu gecenin,eğlenincenin ardından gelen sabah oluyor kendisi,çok geç saatlerde bitti malum,ama kimse uyuklamadı,sıkılmadı, toplantı süperdi,yeni görüşler,fikirler,güzellikler vardı...


İzmirlileer memleketinizin kıymetini bilin,çok güzel bir şehir çok... :)

İsmini Didikle :)

02 Mayıs 2008 Cuma

Günaydıın ,malum bu yazı sabah sabah yazılmıştır,yani saatlerimiz 08:40 iken,bu sebeptendir ki Günaydın diye başlanmıştır cümleye. :)



Çok yoğun bu aralar,ay sonunu kapat,yeni aya hazırlık yap zamanları işte,vakit bulup doğru düzgün birşeyler yazmak için inanın vakit yok,hatta o kadar yazasım var ki şu aşağıdaki postun konusu bile beni feci cezbediyor ,devamını getiresim var yani.Didik didik edesim var,acık daha birşeyler yazayım.Birde İzmir hatıraları var,onları da anlatıcam size,resimler var,eğlenceli,bazende sıkıcı ama tatlı resimler işte... :)



Ama önce siz isminizi bir didikleyin bakalım....Çok eğlenceli ben bayıldım.... :)


Yok yok şaşırmayın hemen,evlilikle bir derdim yok benim ,dert etmiyorum böyle şeyleri( annem benim yerime ediyor yeterince,sağolsun :)Şu halimle de oldukça mutlu ve mesudum.Karşı da değilim yanlış anlaşılmasın efendim.Zamanı gelince olur diyelim.Evlilik hayatın bir güzelliği,örfümüz,adetimiz bu bir kere,e üremek adına,soyumuzun devamı adına da gerekliliği var tabi,hem düzende getirir kişinin hayatına,daha ne olsun.( genelde erkelerin hayatına getiriyor gerçi ama,olsun ) :)

Bu işin kader,kısmetle de çok ilgisi var illaki,ama günümüzde bu iş gitgide daha bir zorlaşır hale geldi ,bu zorluğa da hayat mücadelesi deniyor sanırım ve bu zor hayatın içinde sayabileceğimiz milyon tane sebep var elbette. İş,denge,para,kariyer,mekan,şehir v.s. anlaşılan anneler çocuklarını daha çok sıkıştıracak,zira benim ki günde 3 posta söyler de.
İnanmıyor muyuz artık biz bu müesseseye…? Yoksa müessese de her şey yolunda da biz güvenmeyi mi unuttuk?

Süper bir kitap çıkmış bakın,ihtiyacı olanlara duyurulur,bu kitap dan haberdardım,bir kitapçı da gözüme takılmıştı hatta üzerine minik bir geyik de yapmıştık itiraf edeyim.Bugün çok sevdiğim bir yazarın,yazılarını gülümseyerek bir keyifle okuduğum Pakize Suda'nın da bu kitap için yazdığı yazısını görünce, kitabı da yazıyı da yayımlamadan geçemedim.Seversiniz umarım.


Bekarlara hayırlı kısmetler efendim… keyifle okuyun.

Her kadın evlenmek ister diye bir saptama yapılamaz ama söyle de bir kanunvar ki, her kadın en azından yukarıdaki sorunun cevabını öğrenmek ister.John I. Mollov 'un araştırmalıları, anketörlerin tüketici davranışlarını incelemedekullandığı bilimsel metotlara benzer yöntemlerle, en ufak ayrıntıyı gözdenkaçırmadan. 250(1 kadın ve nişanlıları ile ve lOOO'deıı fa/la İnkarla görüşmüş.
Bu insanlara, çoğunluğu özel yaşamlarına ilişkin sayısız soru sorarak detaylıcevaplar alan yazar, çalışılan hedef gruplarına dair gittikçe gelişen bir öngörükazanmış. Verileri inceledikçe bekâr kadınlarla, evli hemcinsleri arasındakibelirgin farkları su yüzüne çıkararak bu kitapta bulacağınız 'başarılı' stratejilerigeliştirmiş.
Şöyle de bir gerçek var ki. Kitapta aktarılan bilgiler o denli etkiliolmuş ki. projede çalışan kadın araştırmacıların yarısı üç yıl içinde evlenmiş! T. Molloy'ım paha biçilmez saptamalarıyla.
• Bir erkeğin asla evlenmeyeceğini ispatlayan 10 uyan hareketi!
• Bir erkekte, sizinle evlenme isteğini nasıl uyandırırsınız?Evlenme teklifini nasıl hızlandırırsınız'.'Boşanmış veya dul bir erkekle çıkmanın avantaj ve tehlikeleri nelerdir?Erkek arkadaşınızın anne e habasıvla ilk tanışacağınız zaman ne giymelisiniz?


Güldürmek ZEKA ister... :)

25 Nisan 2008 Cuma

Gitmek için hazırlandık,ohoo daha bir sürüde işimiz var,şirket üzerime üzerime geliyor artık,en nefret ettiğim şeydir,beklemek ve belirsizlik.

İşler bitsin dedikçe yeni bir şey çıkıyor,aksilik ya,saatler uzuyor,uzuyor.
Bavulumu da masamın yanına koydum,spor pabuçlarım ayağımda, avunuyorum işte,buda bir deli tesellisi:) yazık bana,yazık…

Ha gittik ha gideceğiz.Aslında çok gitmek istememiştim hala da çok istekli sayılmam ama,müdürüm gidiyoruz dedi,peki gidiyoruz.Bu rüyalarım yüzünden oldu işte hep,gıcık şeyler,içimi sıktılar durduk yere… defolun bakim… :)

Şu plakalarda çıksın, faturada yetişir inşallah,aman Allah’ım arabanın far yıkamasının kapağı yok,kırılmış mı ,kayıp mı olmuş…off bir bu eksikti.Lütfü ağabey öldüreceksin beni biliyorum ama,inan çok üzgünüm ben. :) Neyse sakin olacağım,bak ne güzel İzmir’e gidiyoruz.2 gün paşalar gibi gezeceğim.:)

Beklerken sıkıldık, yerime Emre vekalet edecek,onu da bunalttım yazık çocuğa,bu böyle şu şöyle,anladın dimi Emre,on kez sordum çocuğa bunaldı kaçacak birazdan,oda sıkıldı benimle birlikte ,beraber sıkıldık yani,en azından yanlız değilim,onada çektirdim :) çok fenayım çok.Sıkıldıkca da sohbet konusu bulmaya çalışıyoruz,sohbet kıtlığı çekiyoruz feci şekilde ve sonunda konumuz dönüp dolaşıp yine her zaman ki gibi kadın erkek ilşkileri oluveriyor,ama farklı bir şekilde hangi cins daha akıllı ?

Şimdi konumuzu bulduk işte tamamdııır... :)

Zor ve çekişmeli bir konu ve burada anlatamayacağım kadar uzun sürdü inanın.Ben acık eski kafalıyımdır bu konularda da,bir ara bununla ilgili de uzun uzun bir yazı yazayım bari.Ama birazdan yola çıkacağımız için size çok tatlı keyifli bir yazı armağan ediyorum bu konuyla ilgili.

Hepinizi çok çok öpüyorum,söz veriyorum sizin için de eğlenicem,gezicem,görücem… J:)iyi hafta sonlarııı olsun hepciğimize. :):)

Biz erkekler akıllı kadınları sevmeyiz!

Efendim! Bayan okurlar ısrarla, "Kadınları yazsana," dedi. Ben de yazdım! Kadınları anlama konusunda sorunu olan biri olarak acemi aşkların yazarı, bakın kadınlar hakkında neler yazdı. (Bu yazı, biraz da kadınlardan bilgi desteği alınarak yazıldı. Ama olsun...) Ne diyor uzmanlar? Kadınlar kendini güldüren erkekleri seviyormuş. Televizyon kanallarının birinde, muhabir hem kadınlara hem de erkeklere bu konuda yapılan bir araştırmanın sonucunu soruyor. Çoğunluk araştırmanın sonucunu destekleyen cevaplar veriyor. Bir kadın hariç... O kadın evli. Kocasının kendisini güldürmesi bir yana sohbet dahi etmediğini söylüyor. Kocasının yemekten sonra televizyon izlediğinden, sonra da uyuduğundan yakınıyor. Aynı evde iki yabancı olarak yaşamak, bir yastıkta iki yabancı kalarak yaşlanmak... Biz erkekler de güldürülmek isteriz. Biz erkekler, güldürdüğümüz ve bizi güldürebilen kadınları severiz. Çünkü biz erkekler de her ne kadar "Erkek adam gülmez, ağlamaz," dense de mutlu olmayı en az kadınlar kadar isteriz. Gülmek, birlikte gülebilmek, işte mutluluk bu...

GÜLDÜRMEK ZEKÂ İSTER

Ne güzeldir âşık olduğunuz insanın sizi güldürüyor olması... Sevdiğinizle birlikte söyleşip, yürek dolusu gülüşmek... Ben, beni güldüren kadınları sevdim hep. Güldüren kadının akıllı olduğunu bilirim. Gülmek de güldürmek de öyle kolay değildir. İkisini de yapmak zekâ ister, birikim ister. İyi bir espri yapacaksınız ve karşınızdaki de bunu anlayacak. "Erkekler, akıllı kadın sevmez," gibi yaygın olan bir düşüncenin aksine, biz erkekler, bizi düşündüren, zekâ kapasitemizi zorlayan kadınları severiz. Sevgili Can Dündar'ın da dediği gibi, "Artık kimse elmanın diğer yarısını aramıyor, aynı dalda yan yana iki elma olmak istiyor." Çünkü hiç kimse yarım değil. Artık herkes bir bütün elma, yanına yaraşacak diğer elmayı bulmak istiyor. Kabul ediyorum zordur akıllı kadınlar, ama kendi adıma söylemek isterim ki hep zor olanı seçtim. Göçebe bir kavmin çocuğuyum ben. Kolay işler bana göre değil. Onca yaşımdan sonra denizlere açıldım. Deniz ve kadın birbirine benzer, o yüzden mi bilmem; denizin hırçın olduğu zamanları severim. Onca yaşımdan sonra küpe taktım, ehliyet alıp otomobil kullanmaya başladım Otomobil seçimim bile herkesten farklı. Son model bir otomobil yerine benimle yaşıt bir araba kullanıyorum şimdi... HHH İncinen kadın geri döner mi? Geri dönse de eskisi gibi olur mu? Eskiden olduğu gibi sever mi? Aldatan adamlar, aldatılan kadınlar... Peki, aldatılan kadınlar bir daha aldatan adamları affeder mi, bir daha onlara geri döner mi? Kadın uyanır mı? Gözlerindeki perde kalktı mı bir daha inmez mi? Bir kadını, bir zamanlar uğruna her şeyden vazgeçecek kadar çok sevdiğimiz kadını kaybetmez miyiz sanıyoruz? Kırıp incitsek de... Gitmez, gidemez mi sanıyoruz? Bu yazıya şöyle nokta koyalım: Her aşk kendini yaşar, herkes kendi aşkını! Bir kadını değil, bir hayatı seçeriz! Seçilen bir kadın değildir, bir hayattır aslında... Kötü şeyler hep iyi insanların başına mı gelir?

Kazım Kanat-Sabah Gazetesi

Rüyalar görüyorum sonuna kadar ilginç, bir o kadar acılı ve ağlak.



Kopan,benden uzaklaşan sevdiklerim,kopup uzaklaştıklarım var,hüznü bol,karanlığı derin ,yalnızlığa giden rüyalar.


Başım yastığımda tek başıma gördüğüm ama içinde bir başıma olmadığım,sonunda da yine karanlığın ortasında yanlızbaşıma kalakaldığım rüyalar…


Hayır olsun denirdi değilmi... :)


Deli tesellisi : Havalardandıııırrr.... :) Korkmamalıyım,hem rüyalar tersine çıkmazmıydı... :)
**bu arada insanın kendi sesiyle,çığlığıyla uyanması çok ürkütücü birşey... :(

Bir deli döndü... :)

23 Nisan 2008 Çarşamba


Ayy herkesi her şeyi çok özledim çok,içime sıkıntılar bastı,yazmak istedim,yazamadım,hazır değildim,zaten bir türlü de hazır olamadım,bir tema değiştirme derdine düştüm,sonunda dertsiz başıma aldığım dertten de kurtuldum,çünkü artık hazırım… :)

Sıkılıyorum işte ara ara böyle,bir şeyleri değiştiremessem rahat edemiyorum.Saçımla ,kılığımla uğraşamadım ya içime dert oldu tabi :) ne yapmalı ne yapmalı derken,fark ettim ki yeniliğe blogumla başlayabilirim ben,pek de güzel oldu çok da güzel oldu :)ben bayıldım…sizde beğendiniz inşallah... :) beğenin mümkünse çok uğraş verildi vallahi...bir zahmet lütfen,beğenmemek olmaz... :) emeğe ayıp dimi... :)


Ufak tefek sıkıntılarım da vardı,gerçi hala pek atlatabilmiş değilim ama,olsun yinede ben yazamassam,sizinle konuşamassam rahat edemiyormuşum onu anladım,kendimi kaybediyorum,benim burada olmam gerek,yazmam gerekmiş her zaman.

Şimdi bir teşekkür listesi yapıyorum hemencicik , yorum sırasından gidiyoruz…başlayalım… :)

ÜMİTciim iyi ki varsın,iyi ki varsın,iyi ki varsın… :)

RECEP bak değişik bir Nurum geldiiii….beğendin inşallah… :)

AYCİiiim bir tanesin sen, kahvemi de içtim,kitaplarımı da okudum bol bol,eksilmeden geldim… :) çok da özledim.Sezen den Küçüğümü de dinledim durdum :)

MEVUuum ruhuuum benim,aynı şeyleri yaşıyoruz sanırım sık sık seninle,sende iyi ol ne olur,çok çok iyi ol,yani biz çok iyi olalım,süper olalım,çok kahkahalar atıp,herkese mutuluk satalım… :)

PINARııım meleğim,kuzum,deliiim beniim… :):) iyi oldum ben,iyileştim geldim….
Çok uzun oldu biliyorum ama,olsun değdi sanki be… :)

HÜLYAcıım canım okuyabildin umarım blogumdaki yazıları ,ama asıl bundan sonra takip edersin inşallah,süper geri döndüm de acık…kasfet,acı,hüzün bitti artık… :):)

ANGELcımcım benim de gidesim geldi,gidiverdim,toplayamadım ama biliyormusun,daha bir çok dağıldı,bende vazgeçtim artık dağınık kalsın…. :) ben dağınık seviyorum sanırım yahu… :)

ONURcuuum geldiiim,zaten haberin vaar… :) şükür dedin dimi….ihihihih


OTOPSİRAPORcuuuuu Volkan MERHABA…dedim işte… :) ama bu yenice merhaba oldu…hoş geldiiim…

SİBELiiiim kuşuuum,güzel şey,koruyamıyor insan bazen kendini,yoruluyor,dinlenmek istiyor,bende çok istedim dinlenmeyi…ama beceremedim pek…insan değişmiyor sanırım…
Ama döndüm hepsiii geçecek kalmayacak hiçbiri inşallah… :)

ŞEVVALiiim yaptım dediğiniiii…bende ara ara denerdim,ama bu defa çok iyi hissettim kendimi,sen söyledin diye mi acaba.. :) Çok iyiyim çok…işe yaradııı…


Çok seviyorum hepinizi,iyiki varsınız,iyi ki tanımışım sizleri….



BEN GELDİİİİM,DÖNDÜM YANİ,DÖNDÜM DURDUM...DURDUM DURDUM DÖNDÜM İŞTE....
:):)


Kısa bir mola...

09 Nisan 2008 Çarşamba

Kısacık bir mola...
bırak dağınık kalsın dedim,
ama olayı biraz abarttım,
çok dağıldım...
***
ortalığı toparlamak,
yamukları düzeltmek,
kırıkları yapıştırmak,
silemediklerimi karalamak,
hayaller kurmak,
kurduklarımı gerçekleştirmek,
kabullenişlerime bakıp,
itiraz listesi hazırlamak,
yanlışları ortadan kaldırmak,
doğrularımı tartmak,
benim olanları almak,
bende kalanları geri vermek,
daha çok okumak,
okuduğumu anlamak,
kısaca yenilenmek için
kısa bir mola...
izin verirseniz tabi...;)
***
çabuk dönerim söz... ;)
***
NurNotuş:Ne kalbim derli toplu nede beynim ruhum zaten almış başını gitmiş, ben çok iyiyim aslında sadece artık algılayamıyorum,anlayamıyorum çoğu şeyi,o kadar karmakarışık geliyor ki herşey :):) beynim durmuş gibi işte,öle birşey yani... :) ( buraya da bir cümle bulup yerleştiremedim yahu,anlayıverin artık... :)
Gücüm, cesaretim ve özgüvenim sapa sağlam yerli yerinde ama duygusal hatunum ben çabuk dağılan ama çabuk toparlanmayan deli bir kişilik işte…
Bu aralar aklım başka yerlerde hep ve ben oralarda dolanırken bloguma haksızlık ediyorum,daha dolu dolu olması gerekirken bir boşluğa atıyorum onu,üzülüyorum…
Çabuk geleceğim ama söz… :)
Her arkadaşımı tek tek öpüyorum...
Takipteyim ona göre... :)

Ölümden doğsaydık hayata...

04 Nisan 2008 Cuma

Hem yaratıcı,hem yıkıcı taraflarımız var.kendimizi bir yandan inşa bir yandan tahrip ediyoruz.Cesaret ile korku ,bilgelik ile cehalet, zarafet ile zorbalık,iyilik ile kötülük ,şefkat ile şiddet aynı anda içimizde yaşıyor,çatışıyor,bize egemen olmaya çalışıyor.İçimizde ki dengesizliklere rağmen dengeli bir hayat kurmaya çalışıyoruz.

Kendin yap mobilyalar gibi hayatımız. Evine aldığın modüler mobilyayı kendi başına monte etmeye çalışanlar gibi yaşıyoruz. Biraz kılavuza bakıyoruz, biraz birbirine uyan malzemelere.Elimiz alıştıkça aklımıza güveniyoruz,kafamız karıştıkça kılavuzlara.Hepimizin derdi ,parçaları doğru birleştirip ,anlamlı ve işe yarar bir şey ortaya çıkartmak .

Beynimiz hayat dekoderi gibi çalışıp olan biteni çözmeye çalışıyor. Acaba tersten gelseydik daha mı iyi çözerdik hayatı? Ölümden doğsaydık hayata. Önce yaşlılığı yaşasaydık. Sonra orta yaşı.Sonra gençliği.Sonra çocukluğu .Sonra bebek olup doğumla ölseydik . Neden olmasın ki? Şimdi ki gibi önce yaşayıp sonra anlamazdık hayatı, önce anlayıp sonra yaşardık. Acaba hangisi daha iyi olurdu?


Mümin Sekman

Kitap istiyorlar...

03 Nisan 2008 Perşembe

Doğuda bulunan bazı köylerdeki ilköğretim okullarının kütüphanelerine, her zorluğa rağmen okumak isteyen çocuklar bizlerden kitap istiyorlar. Kanal 1 tv’de hafta içi Güzel 1 Gün isimli haber programının koordinatörü Sn. Tuluhan Tekelioğlu tarafından başlatılan bu yardım kampanyası için yaptığımız bir telefon görüşmesi sonucunda bizlerde destek vermek istedik. Hiç bir ücret ödemeden evinizde bulunan eski kitaplarınızı bu öğrencilere ulaştırmak isterseniz size ulaşabileceğimiz bir telefon numarasını bize bildirmeniz yeterli. Sizi arayıp doğrulama yaptıktan sonra kapınızın önünden kargo tarafından kitaplarınız alınıp gereken okulların kütüphanelerine iletilecektir. Bize ulaşabilmeniz için bir çok alternatif mevcut. Türkiyenin her yerine kargo gönderiliyor. Tüm site sahibi arkadaşlarım umarım sitelerinde bunu paylaşırlar.

İletişim bilgileri için ---- > KALEMKURUSU

Canım arkadaşım PINARımın blogunda bu konu hakkında verdiği desteği görünce bende hemen bir şeyler yazmadan edemedim.Hemen koları sıvadım umarım güzel birşeyler yapabilirim onlar için.Tabiki birde Barış Akbalı arkadaşımızı da tebrik etmeden geçemiycem.Harika bir şey bu.
Umarım sizlerde ufacık da olsa desteğinizi esirgemessiniz.
*****************************************************************************************
Ayrıca aşağıdaki web adresinden de kitap bekleyen diğer okulların isimlerine ulaşabilirisiniz.Ben yine de kolay erişilebilir olması için adresleri sizin için aşağıda belirttim.Aslında sadece kitap değil her türlü kırtasiye malzemesine ihtiyaçları var.İnanın o kadar mutlu oluyorlar ki.Bunu tahmin bile edemessiniz.
***
Cumhuriyet İÖÖ
Md.Sinan Acar
iş: 0436 511 22 39cep:0505 617 53 22
Malazgirt - MUŞ
..................................................................................................
ŞERİF ÖZDEN İÖO Md. METİN KIRATLIOĞLUTLF:05054676876 :05427696968
MERKEZ/ŞANLIURFA
..................................................................................................
KAZIM KARABEKİR İÖO
Ozanlar köyü yolu üzeri
0472 216 06 42
Cemil Erdem,(Md):
0505 659 58 48
MERKEZ/AĞRI
..................................................................................................
Ş.J.ER SeyvanYavuz İÖO
MEHMET YAMAN (Md)
ÇATAK/VAN0432 512 302005055819392
..................................................................................................
ECE AMCA İÖO
0266 241 47 27Md.Yd. Hilmi Özcan
BALIKESİR /Merkez
..................................................................................................
Ali Öksal İÖO
Md.Necmettin Ellibin
0324. 614 60 50
0505 254 84 02
Tarsus /MERSİN
...................................................................................................
Şehit Refik Cesur YİBO
Öğ.Mehmet Akay
0505 454 87 44
0kul.0474 351 60 82Kağızman / KARS

Gel git akıllım... :)

01 Nisan 2008 Salı


Pek komiğim bu aralar çokça bolca gülüyorum kendime, bir sinirleniyorum ortalık toz duman oluyor,bir sakinliyorum varlığımı unutuyorum…garip hatunum yahu… :)

Hastayım bu aralar grip mi ne olmuşum, şöyle her yerim ağrıyor,başımdan tutunda ayak parmaklarıma kadar,nasıl bir şey bu vallahi çok fena,sevmedim hiç,hiç benlik bir şey değil yani,ahlayıp inlemeyi de beceremiyorum zaten,duygu sömürüsü yapacağım, elime yüzüme bulaştırıyorum,onu bile standup gösteriye çeviriyorum... :)

Aman bide huysuzum onu içmem bunu yemem,doktora gitmem,zaten ha bu doktor amca gibi bir sürü tahlil yapıp sonrada 2 kutu antibiyotik ,1 majezik yazıp yolluyorlar beni,hap kullanmayı zaten hiç sevmem,ayy ne o öle ağzınız içi acı acı oluyor sonra,arada bir bardak çay içicem onun bile tadını alamıyorum,olmaz böyle bir şey,burnumda akıyor zaten,oof oof… :) mendil istilasına uğramış kırmızı bir burnum var artık..pek çikin görünüyor… :) heheheh

Birde bir komik oluyorum sormayın gitsin,gecenin bir vaktı kalkıp anneme fıkra bile anlattım,çok dalga geçiyorum kendimle,ühühühüüü acındırayım kendimi diyorum,annem uğraşma hiç İlknur ölmüyorsun,dediklerimi de yapmıyorsun diyor,ay nerededeyse müstahak sana diyecek kadın… :) çok yaramazım çok…

Şöyle son yazılarıma bakıyorum da araya reklam falan almışım, ki o reklamların devamı mutlaka gelecek,çok güzel şeyler çıkıyor aklım feci çalışıyor o konuda,düşünüp düşünüp aa bunu da yazayım diyorum,yazarım elbet.

Sonra baktım bir ara feci sinirlenmişim kızmışım bir şeylere ama her zaman ki gibi çabucak geçmiş, tabi şu tokat yiyen arkadaşın payı da yok değil hani.Pek keyif aldım vur tokadı rahatla,ama yazık acıyorum sonra da ,Kemal Sunal filmleri geliyor aklıma gülüyorum.


Sonra dertlendim bir de ben, değer verdiğim çok sevdiğim insanlara kızdım içlendim ,ama hayat işte acı tatlı geçiyor hepsi,kalp benim kalbim seviyor,kızıyor,acı çekiyor,mutlu oluyor ,o bir tane bana ait ve çok değerli…

Ne Olur...

30 Mart 2008 Pazar


Her hata kalbimin...

Hep değerinden,

Hep gereğinden

Hak ettiğinden çok sevdi...

Ne olur...